Giriş

Kullanıcı Adı:

Şifre:

Beni Hatırla



Şifremi Unuttum

Hesap Oluştur!

Google Tanıtımları

.::. Herokulalazim.com Sitemiz Kuruluşudur .::.

Ana Sayfa > Dağarcık > E Dağarcık

Harf Dizini
A | B | C | D | E | F | G | H | I | J | K | L | M | N | O | P | Q | R | S | T | U | V | W | X | Y | Z | Diğer | Hepsi

E

Sözlükte: 11 Bu harfle başlayan girdiler.

Yazıcı Dostu Sayfa Terimi arkadaşına gönder Edebiyat öğretimi ve edebi eser nasıl olmalı? [Makale]

EDEBİYAT ÖĞRETİMİ VE EDEBİ ESER NASIL OLMALI? KLASİK EDEBİYAT BÜTÜN OKUL KADEMELERİNDE NİÇİN GEREKLİDİR? Edebiyat, duygu, düşünce, hayal ve izlenimlerin sanatlı olarak yazılı veya sözlü bir şekilde ifâde etme sanatıdır. Edebiyatla uğraşanlara edip denilmektedir. Ülkemizde, edebiyat ve Türkçe dersleri ayrı ayrı dönemlerde, çocuklara ders olarak verilmektedir. İlköğretimde (1.-8.sınıflar arası) Türkçe, lise döneminde (9.-11. sınıflar arası ) edebiyat dersleri öğrencilere verilmektedir. İki derste bu yanlış uygulama ile birbirinden kopmuştur. Çünkü Türkçe dersi ile dili öğreniriz, edebiyat dersi ile dili kullanmayı öğreniriz. İki derste de dil becerisini öğrencilere kazandırmak temel hedeftir. Klasik edebiyatımızı sadece fâilatünlerden ibaret saymak içine düşeceğimiz en büyük yanlışlık olmalı. Çünkü onda yedi yüzyıllık fikriyatımız, duygularımız, dilimizin gelişmişliği, milli benliğimiz, acılarımız, sevinçlerimiz vardır. Çocuklarımızın bundan mahrum olması, tarihleriyle, dilinin geçmişi ile bağının kopması ve hayal dünyalarının bir kutuya hapsolması demektir. Eski edebiyatımızı çocuklara öğretirken şu yanlışlıklar yapılmaktadır: 1- Söz sanatlarını öğrenciye ezberletmek, 2- Kâfiye düzenini öğrenciye öğretmek , 3- Kalıpları öğrenciye ezberletmek, 4- Tek yönlü yorum yapmak ( öğretmen yorumunun öğrencilere dikte edilmesi ), gibi yanlış yöntemler takip edilmektedir. Bu ezberci anlayış, öğrencilerin edebiyattan uzaklaşmasına neden olmaktadır. Hâlbuki daha faydalı olan bu kabiliyetler öğrenciye kazandırılabilir: 1- Öğrencilere, tahlil ve terkip kabiliyeti vermek, 2- Öğrenciye dünyayı ve insanlığı anlatmak , 3- Öğrenciyi bir üslûba mâlik kılmak , 4- Öğrenciyi başlı başına ve yardımsız çalışabilir hale getirmek, 5- Öğrenciyi bütün bu vasıf ve kıymetleriyle, mensup olduğu toplumu yükseltecek bir birey gibi yetiştirmek. Bu hedeflerin yanında öğrencinin anlama yeteneğini güçlendirme, hitap gücünü geliştirme, yazma becerisini ilerletme, değerli eserleri öğrenciye sunarak okuma alışkanlığı kazandırma, kelime servetini artırma, onların milli duygusunu güçlendirme, kültüründen haberdar bireyler yetiştirmek gibi özelliklerinde öğrenciye kazandırılması eğitimcinin temel hedefleri arasında olmalıdır. Bütün bu hedefler öğrenciye sadece yakınçağ edebiyatı ile kazandırılamaz. Öğrenciler eski edebiyatlarından da haberdar olmak zorundadır. Çünkü bir milletin edebiyatı milletin tarihi ile yaşıttır. Bu yüzden edebiyat, eski ve yeni tabirleri ile adlandırılmamalı ve eski edebiyatın zenginliklerinden öğrenciler haberdar edilmelidir. Edebiyatımızdaki her nakışta dilimiz, fikriyatımız, kültürümüz, bizi bu güne getiren ve yarına da taşıyacak olan değerlerimiz saklıdır. Bulwer LYTHON’ un “ Bilimde en yeni, edebiyatta en eski kitapları oku. Klasik edebiyat, yeni edebiyattır.” sözü klasik edebiyatın gerekliliğine işaret eder. Bundan hareketle okullarımızda, günümüz edebiyatının yanında, tarih çizgisi içerisinde Orhun Âbidelerine kadar olan, belgelenmiş edebiyatımızın seçili eserlerini öğrencilere sunmaya çalışmalıyız. Öğrencilere sunacağımız edebiyat eseri şu özellikleri taşımalıdır: 1- Eser öğrencinin ilgisine uygun olmalıdır. Bu öğrencinin edebiyattan zevk almasına yardımcı olur. 2- Eser öğrencilerin düzeyine uygun olmalıdır. Bu eserin anlaşılmasını kolaylaştırır. 3- Eser öğrenciye dil zevkini ve dil duyarlılığını kazandırmalıdır. 4- Eser, dört temel becerinin amaçlarına hizmet etmelidir. 5- Eser öğrencinin düşünce ufkunu ve hayal dünyasını geliştirmeye yönelik olmalıdır. Edebiyat öğretiminde aşağıdaki yöntemler ve kurallar önem arz etmektedir: 1 - Her şeyden önce öğretmen edebiyatı iyi bilmeli ve Türkçeyi iyi konuşmalı, 2 - Öğretmen öğrencilerle iyi diyalog kurmalı, 3 - Soru cevap yöntemiyle öğrencilerin yorumlarını almalı , 4 - Tümdengelim yöntemini kullanmalı, 5 - Grup çalışması yaptırmalı, roman inceleme, hikâye inceleme, şiir inceleme gibi aktiviteler burada gerçekleştirilebilir 6 - Oyunlaştırma ve drama yöntemini kullanmalı 7 - Öğretmen yazdırma ve kontrol etme gibi yöntemleri kullanmalı, 8 - Öğrenciyi merkeze almalı, 9 - Öğretmen, öğrencilerin yorumlarına yanlış da olsa değer vermelidir 10 - Öğretmen öğrencilere seviyelerine uygun eserler tavsiye etmelidir Sonuç olarak şunu belirtmeliyiz ki, edebiyat bir bütünlük içerisinde öğrenciye sunulmalıdır. Edebiyat öğretmeni edebiyat dersini dört temel beceriyi geliştirmek için bir araç olarak görmeli ve ona göre öğretimi kolaylaştırıcı yöntemlerden faydalanması gerekir. Edebiyat, bir dil ürünü olduğu için dil öğretiminde hak ettiği yeri almalıdır. KAYNAKÇA 1. KAVCAR , Cahit , Edebiyat ve Eğitim , Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Yayınları , Ankara 1994 2. İNAN , Afet , Atatürk Hakkında Hatıra ve Belgeler , 1959 , 3. ERİMER , Kayhan , www.gauvision.org 4. ZEREN , Kamuran , www.omuz.net 5. KABAKLI , Ahmet ,Türk Edebiyatı III. Cilt , TEV Yayınları , İstanbul 1997 6. UYSAL , Muammer, Büyük Sözler Antolojisi ,Uysal Kitabevi , Konya 2001 Mustafa CAYMAZ

Yorumlar ?

Yazıcı Dostu Sayfa Terimi arkadaşına gönder EĞİTİMİN NASIL OLMASI GEREKTİĞİNE DAİR MÜTHİŞ SÖZLER [Güzel Sözler]

EĞİTİMİN NASIL OLMASI GEREKTİĞİNE DAİR MÜTHİŞ SÖZLER Gerçek öğretmen, öğrenmenin kendisinden başka bir şey öğretmez. Martin Heidegger Eğitim bir tabağı doldurmaya değil, bir ateş yakmaya benzer. Carl Jung Modern eğitim yöntemlerinin, çocuktaki araştırma merakını hala öldürmemiş olması neredeyse bir mucizedir. Albert Einstein Çocuklarımıza baskı uyguluyoruz, öğrenmeye olan doğal ilgilerini kaybettiriyoruz, sonra da karşılaştıkları zorlukları aşmaları için onlara özel dersler aldırıp psikologlara götürüyoruz. Alice Miller Okullarımızda, öğretim yöntemleri tarımsal bir topluma göre tasarlanmıştır. Fakat artık bilgi çağındayız. Bilgi o kadar hızlı değişiyor ki, bugün güncel olan, birkaç ay sonra devre dışı kalabiliyor. Eğitim de gelişmelidir; çocuklarımız son moda eğitim almaktansa, beyinlerini yeni bilgiyi işleyecek şekilde kullanabilmeyi öğrenmelidir. Eğer otomobil sektöründen bahsediyor olsaydık, şu an yaptığımız, Maserati marka otomobillerle karşılaşacak olan teknisyenlere, buharlı motoru nasıl çalıştıracaklarını öğrenmekle eşdeğer bir iş olurdu. Anne Powell Deha diye bir şey yoktur hayatta. Sadece bazılarımız ötekilerden daha az zarar görmüştür. Buckminster Fuller İnsanlara, olmaları gereken kişi olabilmişler gibi davranın. Böylece içlerindekini açığa çıkarmalarına yardım etmiş olursunuz. Goethe Yaratıcı düşünce en basit anlamıyla, her şeyi alışıldık yolla yapmaya devam etmenin anlamsız olduğunu fark etmek demektir Rudolph Flesch Eğer yabancı bir güç tarafından Amerika’ya bugün kullandığı ortalama eğitim sistemi zorla benimsetilmeye çalışılsaydı, bunu bir savaş sebebi olarak görebilirdik. Amerika Eğitimi İyileştirme Ulusal Komisyonu’ndan.

Yorumlar ?

Yazıcı Dostu Sayfa Terimi arkadaşına gönder Elektrik alamadıklarımızdan mısınız? [Deneme]

[color=CC0000][b]Elektrik alamadıklarımızdan mısınız?[/b][/color] Dil ve anlatımdaki bir yanılgının yaygınlaşması, bir doğrunun yaygınlaşmasından çok daha hızlı oluyor ülkemizde. Bu yanılgı bir de basın-yayın ve iletişim organlarında yapıldıysa kısa sürede en kıyıda köşede kalmış yerlere bile ulaşıyor. Üstelik Türkçe bilgisinden ya da bilincinden yoksun kalmış insanlar bu tür yanlış kullanımları doğru sanıp hemen hemen her konuşmalarında yineleyip duruyorlar. Bunları sık sık kullanmak da bilgiçlik göstergesi sayılıyor çoğu zaman. Son zamanlarda da “etkilemek” ve “etkilenmek” anlamlarını karşılamak üzere [b]“elektrik”[/b] sözcüğüyle kurulan deyim niteliğindeki kimi sözleri sıkça duyar olduk. Ömer Asım Aksoy’un hazırladığı Deyimler Sözlüğü’ne bakıyorum. Bu kaynakta [i]“elektrik almak, elektrik vermek”[/i] gibi deyimler yok. TDK Güncel Türkçe Sözlük’te ise “elektrik” sözcüğünün altında “mecaz anlam” olarak yer almış. Bunun da nedeni, bu tür deyimlerin sıkça kullanılması sonucunda sözlüğe alınmış olmasıdır. Aynı sözlükte “ful” gibi, Türkçenin asla ihtiyacı olmayan bir sözcüğü de buluyoruz. Neden? Çünkü, sıkça yinelenen yanlışlar TDK’nin sözlüğüne bile girmeye başladı. Gereksiz kullanımlar, günümüzde sözlüklere de bulaşıyor artık. TDK’nin de bu durumu kabullenmiş görüntüsü vermesi ne kadar acıdır. Burada eleştirilmesi geren asıl konu, değişik durumlar için kullanılabilecek zengin anlamlar yüklü birçok deyimimiz varken hepsini göz ardı ederek bir iki örnekle yetinmektir. [i]“Elektrik almak, elektrik vermek”[/i] sözleri de bu duruma en güzel örnektir. Bence kullanılması son derece gereksiz olan bu sözler, kimi eski ve güzel deyimlerimizi unutturacak kadar yaygınlaştı. Oysa bunların yerine kullanabileceğimiz birçok sözcük ya da deyim var. Özel televizyon kanallarından birinde yayımlanan dans yarışmasında yarışmacının dansı eleştiriliyor. Yorumcunun biri, yarışmacıdan yeterli elektrik alamadığını söylüyor. Yarışmacı da kendisini savunmaya çalışıyor: [i]“Çok heyecanlıydım, bu yüzden içimdeki elektriği yeteri kadar yansıtamadım.”[/i] Yarışmacıya ikinci bir şans verilmesine karşın yorumcunun yakınması aynı: [i]“Yine senden bir elektrik alamadım.”[/i] Burada [i]“Senden etkilenmedim.” , ” Beni etkileyemedin.” , “Özgün bir gösteri sunamadın.” , ”İçindeki coşkuyu / heyecanı / gücü bana yansıtamadın.”[/i] gibi birçok sözcükle, sözle ya da deyimle anlatılabilecek bir durum için tek bir kurtarıcı var, \"elektrik\". Aman dikkat, çarpmasın! Çocuk eleniyor doğal olarak. Yazık; ama çocuğun suçu yok. Zamanında Bulgaristan’a elektrik ihraç ederken günümüzde onlardan elektrik ithal edecek duruma düştüğümüzü yazıyor ekonomi uzmanları. Yani, sorun dansçı çocukla sınırlı kişisel bir sorun değil, devlet düzeyinde ulusal bir sorun. Yorumcu arkadaşın bu ayrıntıya dikkat etmesi gerekirdi. Elektriği öyle her işte rahat rahat kullandığımız günler geride kalmak üzere. Yeni kaset çıkaran bir şarkıcıyla bir televizyon programında röportaj yapılıyor. Şarkıcı, sözlerine [i]”Bu kasetle birlikte içimdeki elektriği kusursuz olarak yansıttığımı düşünüyorum.”[/i] diye başlıyor, [i]“Umarım dinleyenler bu elektriği alırlar.”[/i] diyerek bitiriyor. [i]“İç dünyamda yaşadıklarımı / tüm coşkumu / yüreğime işlemiş duyguları yansıttım.” , “Umarım şarkılarım, dinleyenleri etkiler.” , “Umarım dinleyenlere içimdeki coşkuyu yansıtabilirim. / Onlara iç dünyamın kapılarını açabilirim.”[/i] gibi sayısı arttırılabilecek birçok anlatım biçimi varken iş geldi yine elektriğe dayandı. Kaset yapımı ona pahalıya patlamış anlaşılan. Baksanıza, elektrik kullanımının sınırı yok. TEK görevlilerinin bu olaya el atması şart. Kim bilir, kaçak elektrik kullanımını belki de bu tür kişiler körüklüyordur. Hani böyle konuşanlara bir elektrik sayacı taksalar belediyelere ek gelir bile sağlayabilirler. Basın-yayın ve iletişim araçlarıyla hızla yayılan bu tür sözler ve deyimler moda haline geliyor. Bunları sık sık kullananlar belki de “gündemdekileri kaçırmayan kişi” gibi algılanmak istiyorlar. Bir ara [i]“start almak, start vermek”[/i] gibi uydurma deyimler nasıl yaygınlaştıysa bana göre bu da öyle durum. Bunları her konuşmada kullanmak modayı yakından izlemek gibi bir şey. Belki de yalnızca Türkçe bilgilerinin yetersiz olmasından kaynaklanıyor bu tür yanlışlıklar. Nedeni ne olursa olsun sonuç aynı: Türkçenin geniş anlamlar yüklü deyimleri, eşsiz anlatım gücü terk ediliyor; bir iki garip, uydurma söze kucak açılıyor. Ben bu durumdan hiç de olumlu bir [i]elektrik alamıyorum[/i]. Ya siz? Yoksa siz hâlâ elektrik alamadıklarımızdan mısınız? [b]Ozan AYDIN[/b]

1 Yorumlar

Yazıcı Dostu Sayfa Terimi arkadaşına gönder ELEŞTİRİ [Deneme]

Eleştiri Renklerin ustası olarak anılan büyük bir ressamın öğrencisi eğitimini tamamlamış. Büyük usta öğrencisini uğurlarken, yaptığı resmi şehrin en kalabalık meydanına koymasını ve yanına da kırmızı bir kalem bırakmasını, halktan beğenmedikleri yerlere çarpı koymalarını rica eden bir yazı iliştirmesini istemiş. Öğrenci birkaç gün sonra resme bakmaya gittiğinde resmin çarpılar içinde olduğunu görmüş. Üzüntüyle ustasına gitmiş. Usta ressam üzülmemesini ve yeniden resme devam etmesini önermiş. Öğrenci resmi yeniden yapmış. Usta yine resmi şehrin en kalabalık meydanına bırakmasını istemiş fakat bu kez yanına bir palet dolusu çeşitli renklerde boya ile birkaç fırça koymasını ve yanına da insanlardan beğenmedikleri yerleri düzeltmesini rica eden bir yazı ile bırakmasını önermiş. Öğrenci denileni yapmış. Birkaç gün sonra bakmış ki resmine hiç dokunulmamış. Sevinçle ustasına koşmuş. Usta ressam şöyle demiş: \"İlkinde insanlara fırsat verildiğinde ne kadar acımasız bir eleştiri sağanağı ile karşılaşılabileceğini gördün. Hayatında resim yapmamış insanlar dahi gelip senin resmini karaladı. İkincisinde onlardan yapıcı olmalarını istedin. Yapıcı olmak eğitim gerektirir. Hiç kimse bilmediği bir konuyu düzeltmeye cesaret edemedi. Emeğinin karşılığını, ne yaptığından haberi olmayan insanlardan alamazsın. Sakın emeğini bilmeyenlere sunma ve asla bilmeyenle tartışma.\"

Yorumlar ?

Yazıcı Dostu Sayfa Terimi arkadaşına gönder Emre [Güzel Sözler]

[b][size=medium][color=009900][font=Impact]aşkkk[/font][/color][/size][/b]

Yorumlar ?

Yazıcı Dostu Sayfa Terimi arkadaşına gönder Ercişli Emrah [Şairlerimiz]

Kaynak: www.turkuler.com Ercişli Emrah [i]Seherde uğradım ben bir güzele Dedim sarhoş musun söyledi yoh yoh Ağ elleri boğum boğum kınalı Dedim bayram mıdır söyledi yoh yoh Dedim sırma nedir dedi telimdir Dedim İnce nedir dedi belimdir Dedim Emrah nedir dedi kulumdur Dedim satar mısan söyledi yoh yoh[/i] Hayatı \'bir masalın sisli, görüntüleri arasında gömülü kalan Ercişli Emrah, Erzurumlu Emrah\'la karıştırılmıştır. XVII. Yüzyılın ilk yarısında yaşadığı sanılan Ercişli Emrah, Erciş kafesine bağlı bir Karakoyunlu köyü olan Egans\'ta doğmuştur. Erciş kalesinin başbuğu Miroğlu\'nun sazcısı Aşık Ahmet\'in oğludur. Genç yaşta Miroğlu\'nun kızı Selvihana aşık olarak sevgilisinin ardından İran ve Azerbaycan\'ın batı kesimlerini gezmiş, gördüklerini duru bir Türkçe ile anlatmıştır. Emrah ile Selvihan hikayeleri Doğu ve Güney Anadolu\'da birbirinden farklı beş ağızda söylenmektedir. Bu ağızları karşılaştıran Ali Saraçoğlu aşağıdaki belirlemeleri yapmaktadır: Emrah ile Selvihan hikayesinin Erzurum ağzı yedi, Erciş ağzı Emrah ile Selvihan hikayesi ise başlıca on parçaya bölünebilir. Aşk, her iki ağızda da bir nevruz sabahı başlar. Emrah, Çelebibağı (Ercişin 5 kilometre batısında, Van gölü sahiline kurulmuş tarihi bir köy) yöresinde Şeker bulağının üstünde, uyurken pir elinden pir dolusu bade içerek Selvihana aşık olur. Erzurum anlatışında sevenler Emrah, Şah Abbas, Tiflis hakimi Kuğu Han\'ın oğlu Mirze Ali, Sevilen: Selvi, Aldatıcı Kuğuhan ve Selvi\'nin kardeşleri, Yardımcı: Yağıp Han, Selvi\'nin tayası Nazlı, Emrah\'ın babası Aşık Ahmet\'tir. Erciş anlatışında Selvi\'nin kardeşleri yoktur. Gaziantep anlatışında (Ali Rıza Yalgın derlemesi) Aşık Ahmet Erciş\'e hariçten gelir. Selvi İran padişahının kızıdır. Emrah, Erciş\'te bade içerek İran\'a Selvi\'yi aramaya gider. Hikayenin kahramanları Emrah, Selvi, Aşık Ahmet, Serverşah, Acemşah, Haramiler başı Ahmet Turan\'dır. Erciş anlatışı ile Gaziantep anlatışının birlik motifi, Emrah\'ın esirliğidir. Gaziantep anlatışında Emrah Haramiler başı Ahmet Turan\'ın, Erciş anlatışında ise Ağrı dağında bir mağarada Kurtlarının başının elinde uzun zaman esir olarak kalır. Erciş anlatışında \"Selvi\" adı \"Selbihan\" olarak geçer. Erciş ve Erzurum anlatışlarının birleşik motifi önceleri Selbihan-Selvihan\'ın aşık olan Şah Abbas\'ın, sonradan Emrah\'ın ve sevgilisinin koruyucu ve kurtarıcıları oluşudur. Yedi, parçaya bölünebilen Erzurum anlatışının ikince ve üçüncü kısımlarında Emrah üç defa hasım aşıklarla meydanlaşır. 1- Erciş\'te Miroğlu\'nun sarayında babası Aşık Ahmet\'le 2- Horasan\'da Hasan Han\'ın divanında Lezgi Ahmet\'le 3-İsfahan\'da Şah Abbas\'ın huzurunda Aşık Abbas\'la. Emrah, bu üç meydanlaşmada da hasımlarını mat ederek sazlarını almaktadır. Ali Rıza Yalgın derlemesinde Emrah, Koca Aşık ve Servarşah ile meydanlaşmakta, her ikisini de mat etmektedir. Bu iki hikayede ve şiirlerinde Divan tesiri yok denecek kadar azdır. Emrah ile Selbihan hikayesinin Erciş ağzı: 1- Emrah\'ın çocukluğu, 2-Babası ile Miroğlu\'nun divanında meydanlaşması, 3- Şah Abbas\'ın veziri Şah Budak\'ın Van kalesini muhasarası, 4- Şah Budak\'ın adamlarının Erciş\'te, Hayvan bahçesinde Selbihan\'ı kaçırarak İran\'a götürmeleri, 5- Emrah\'ın Selbihan\'ı aramaya çıkması ve Şah Abbas\'ın yanında bulması, 6- Emrah\'ın Şah Abbas\'ın aşıkları ile meydanlaşması, 7- Erciş\'e dönüş, 8- Kuğuhan\'ın oğlunun Selbihan\'ı kaçırması, 9. Emrah, Kuğuhan\'ın yüzünde ve işkencede, 10- Yağıp Han\'ın yardımı ile Emrah\'ın zindandan kurtuluşu, ikinci dönüş ve son parçalarına bölünmüştür. Her üç anlatışta da adlarının değişik olmasına karşılık bazı kahramanlar aynı hareketlerde bulunmakta, aynı olaylara sebep olmaktadırlar. Bunlardan başka adları ve sebep oldukları olaylar aynı olan kişiler üç hikayede de esas kahramanlardır. Hikayede sözü edilen Van kuşatması 1605\'te başlamış ve Kuyucu Murat Paşa\'nın sadrazam olduğu 1610 tarihine kadar sürmüştür; Ercişli Emrah\'ın o yıllarda aşka tutulduğu ve aşağı-yukarı 18-20 yaşlarında olduğu düşünülürse, doğum tarihinin 1585 olduğu söylenebilir.

Yorumlar ?

Yazıcı Dostu Sayfa Terimi arkadaşına gönder EŞEK SUDAN GELİNCEYE KADAR DÖVMEK [Deyimlerin Öyküsü]

EŞEK SUDAN GELİNCEYE KADAR DÖVMEK (Adamakıllı dövmek anlamında kullanılan bir deyim.) Balkan Harbi sıralarında cephedeki bir askeri birlikte su ihtiyacını her bölüğün saka neferleri temin ederdi. O zamanlar, mekkare katırlarından başka adına karanfil kolu denilen, merkepli nakliye kolları da vardı. Her bölüğe de bir merkep tahsis edilmiş. Saka neferleri bu eşeklere yükledikleri fıçılarla, ordugâha yarım saat uzaklıktaki bir pınardan su taşırlarmış. Bölüklerden birisinin saka neferi çok saf ve tembel imiş. Bir gün pınar başında yatmış, uyumuş. Eşek de çimenler üzerinde otlarken uzaklara gitmiş. Uyandığı zaman akşam olmak üzere imiş. Merkebi aramış, bulamamış. Koşarak bölüğe gelmiş. Susuzluktan kıvranan bölüğün çavuş ve onbaşıları sakayı yakaladıkları gibi, bölük kumandanı alaylı yüzbaşının karşısına çıkarmışlar. Çok sert ve aksi bir adam olan yüzbaşı saka neferini sorguya çekmiş. Neticede uyuduğunu ve eşeğini kaçırdığını öğrenince, hemen etrafa atlılar çıkarıp eşeği aratmaya göndermiş. Sakayı da çadırın direğine bağlayıp başlamış dayak atmaya. Can acısı ile avaz avaz bağıran saka: -Aman yüzbaşım, ölüyorum, bir daha uyumayacağım. Artık dövme! diye yalvardıkça, yüzbaşı: -Acele etme, daha eşek bulunamadı. Eşek sudan gelinceye kadar dayak yiyeceksin ki bir daha eşeğine sahip olup, muharebe yerinde, vazife başında uyumayacaksın... demiş.

Yorumlar ?

Yazıcı Dostu Sayfa Terimi arkadaşına gönder Eşek Yüklü At [Soruluk Metinler]

EŞEK YÜKLÜ AT Bir köylünün bir atı ve bir de eşeği vardı. Yükünü onlara taşıtıyordu. Fakat yükünü eşit parçaya böleceği yerde zavallı eşeğe taşıyamayacağı kadar yüklüyor; at ise sırtındaki hafif yükle hoplaya zıplaya gidiyordu. Yine böyle bir gün, kasabadan köye dönerlerken zaten birkaç gündür hasta olan eşek, yanında rahat yürüyen ata dedi ki: __ Ne olur sırtımdaki yükün bir kısmını alıver. Hastayım, sağlıksızım; bu yük beni öldürecek. At böyle şeylerle rahatsız edilmemesini söyledi ve eşeğin yanından uzaklaştı. Birkaç yüz metre ancak yürüyebilen eşek derin bir ah çekerek yol kenarına düştü ve öldü. Eşeğin efendisi, hemen eşeğin yükünü ve ölü eşeği atın sırtına koydu. Sırtındaki yükün birdenbire çok ağırlaştığını gören at kendi kendine dedi ki: __ Ben bunu hakkettim. Kötü huylu olmanın cezasını çekiyorum. Yol arkadaşımın sırtındaki yükün bir kısmını almadım, ona yardım etmedim. Şimdi bunun cezası olarak hem onun yükünü hem de ölüsünü taşımak zorunda kaldım. (Ezop Masalları)

Yorumlar ?

Yazıcı Dostu Sayfa Terimi arkadaşına gönder Evdeki Tehlike [Soruluk Metinler]

EVDEKİ TEHLİKE Evdeki tehlike kaynaklarından biri de ecza dolabıdır. Her ilacın önce etiketine bakılması, üzerinde etiketi bulunmayan ve kullanılma zamanı geçmiş ilaçların kullanılmaması gerektiğini bilmeyen yoktur. Kontrolsüz alınması tehlike yaratabilecek olan ilaçlar ile zehirli maddelerin, küçüklerin ulaşamayacağı yerlerde tutulması gerektiğini de herkes bilir. Ama yine de, her yıl birçok çocuk kontrolsüz ilaç kullanmanın kurbanı olmaktadır.

Yorumlar ?

Yazıcı Dostu Sayfa Terimi arkadaşına gönder Ey Bağdat'ın Altın Anahtarını Küle Çeviren [Deneme]

Ne kadar uzaktık Dicleden Çok yakınında doğmuşken Dicle ki aşağılarda köpüklerinden Bir şehir doğurmuş Bağdattır bu senin ülken Bağdattır bu kardeşim senin ülken Ayın Dicleye düşüp toprağa yükselmesi yeniden Ayna koparmak boyuna ayna koparmak güneşten Senin şehrin benim şehrim ve hepimizin şehri Bir nehrin şehri ki bizi yıkamıştır ruh ve beden İçimizde akmıştır gece ve gündüz demeden Göğdesinde izler benekler taşır Kara Amid kalesinden Yaralar kaplan derisini cam gibi süsleyen Gönül yaraları fizikötesinden Ve bir şehir ki haber verir Gök yaratılmadan önceki gökten Zebercet seslerin ev kafesi oluşu Diş diş bahçe parmaklıkları gümüşten Hurmalar Diclenin çiçekleri peygamber armağanı Veliler armağanı Bağdata doğru gelen Boyuna gelen bin yıldan beri Bin bin yıl daha öteye giden Görmedim Bağdatı ne kadar görmek istemişken Bizi mahrum bırakmışlar birbirimizden Kendimiz mahrum bırakmışızdır kendimizi kendimizden Bağdat ki Kerbela şehitlerinin kanıdır harcı İslam uygarlığının başkenti Harunreşit barışı İmam Azam adaleti Cüneyd\'in gözleri Geylani\'nin gönlü Ve Halid\'in zikri Binbir gece ülkesi Binbir gündüz gerçeği Fuzuli\'nin günü Leyli vü Mecnun nefesi Ve Hallac-ı Mansur\'un kanıyla besli Gece meleği Yaksam bütün lambaları Çağırmak üzere ateş pervanelerini Fitili kıssam ışık baharını Yanmasın aşıkların yüreği Bir aldanışla bir yanışla Ula bir kanışla bir yanışla .......... Ve bir haberci diyor ki: n\'oldu Bağdat Nerde onu koruyan sur ve perde İnsan ki yaşar eserde Devrilen her taş benim taşım Yakılan her ev benim Taşta suda hurmada Kuş boğazında Otomobil tekerinde petrol zerresinde Her zerrede ölen benim Ölen Bağdat benim Ve diyor ki haberci Yanan ay sönen gün benim Çöken akşam gelen geceyim ben Neden anlamadın bütün bunları sen Ey Bağdat\'ın altın anahtarını küle çeviren

Yorumlar ?

Yazıcı Dostu Sayfa Terimi arkadaşına gönder EY,ÇANAKKALE ŞETİTLERİ [Deneme]

EY, KAHRAMAN ŞEHİTLER! Ey,Çanakkale! Duy sesimi.Sana geldim işte,sana.Senin o kutsal destanını haykırmaya,seni herkese tanıtmaya geldim.Yalvarırım kabullen beni,izin ver anlatayım o kahraman şehitleri. Size sesleniyorum,ey, Çanakkale Şehitleri!Rahat uyuyun mabedinizde.Rahat uyuyun.Çünkü,biz sizin sayenizde rahat uyuyoruz,sizin sayenizde elimiz kalem tutuyor,sizin sayenizde doktor,mühendis oluyoruz.Yine sizin sayenizde gururlanıyor bu ülke.Sizin sayenizde sizin gibi kahraman Mehmetçikler yetiştiriyor bize emanet ettiğiniz bu vatan.Sizin sayenizde herkese anlatabileceğimiz bir destanımız var… Sizi tarih kitaplarından dinliyorum,resimlerinize bakıp konuşuyorum sizlerle. Öğretmenim anlatıyor bazen Türk milletine yaşattığınız o büyük zaferi.Her defasında gururlanıyorum ve işte diyorum ,işte bahsettiğimiz bu kahraman insanlar benim atalarım,benim dedelerim…Onlar sayesinde ben buradayım diyerek her defasında sizlerle gurur duyuyorum. Ey,kahraman şehitler! Duyun sesimi,ne yapabilirim sizin için?Ne olur bir kelime söyleyin.Yalvarırım bir şeyler fısıldayın kulağıma.Nasıl size minnetimi haykırabilirim?Allah aşkına,fazla bir şey istemiyorum,sadece bir iki kelime.Anlayın beni,sizler için bir şeyler yapmak istiyorum.Çünkü,kaldırımda rahatça yürümemi size borçluyum.Size borçluyum aldığım bu eğitimi,bağımsızlığımı,özgürlüğümü, kısacası her şeyimi… Keşke ben de sizinle birlikte vatanım uğruna savaşsaydım,sizinle birlikte siper alsaydım hain düşmanlara.E n ön safhada yer alsaydım silahımla birlikte.Bir kuru ekmekle doyursaydım karnımı keşke…Ama kararımı verdim.Madem savaşamadım,ben de sizi yaşatarak korurum vatanımı.Madem kanım akmadı sizlerle birlikte,size söz veriyorum ki elimdeki kalemin mürekkebini sizler için akıtacağım.Sizler için başımı dik tutarak,elimde Türk bayrağı taşıyarak,Türk milleti için okuyarak koruyacağım bizlere emanet ettiğiniz bu vatanı. Size söz veriyorum ki,sizi unutmayacağım.Size layık bir insan olacağım.Her gün andığım gibi 18 Mart gününde de gururla anacağım sizi. Ey,şehitler!Tek ben değilim bu vatan uğruna canını feda etmeye hazır.Bu vatanın kahraman anaları,Ali’leri,Ahmet’leri,Mehmet’leri var.Bu vatanın fedakar insanları var.Yeter ki siz rahat uyuyun,aklınız bizde kalmasın! Ey, Çanakkale Şehitleri! Aklınız bizde kalmasın.18 Mart günü,sizi başımız dik,alnımız açık anacağız.Sizler için şiirler okuyup,saygı duruşunda duracağız. Ruhunuz şad,mekanınız cennet olsun! JÜLİDE ALTUN DEMİRCİLER İ.O 8/A SINIFI

Yorumlar ?

Ne Demiş Atalarımız?

Dosya Gönder


YARDIM (VİDEO)

Tiyatro-Skeç